Kitap Cevapları TIKLA
Soru Sor TIKLA

Türkiye’de yaşanan darbelerin ve muhtıraların demokratik gelişmelere verdiği zararlar neler olabilir? Tartışınız.

“Türkiye’de yaşanan darbelerin ve muhtıraların demokratik gelişmelere verdiği zararlar neler olabilir? Tartışınız.” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Türkiye’de yaşanan darbelerin ve muhtıraların demokratik gelişmelere verdiği zararlar neler olabilir? Tartışınız.

Türkiye’de yaşanan darbelerin ve muhtıraların demokratik gelişmelere verdiği zararlar neler olabilir? Tartışınız.

  • Cevap: 

Askeri darbeler, bir yönetim biçiminin, askeri kuvvetlerce kesintiye uğratılarak, güç kullanılmak suretiyle iktidarın ele geçirilmesi olarak tanımlanabilir. Askeri darbeler, ülkelerin yönetim biçimini değiştiren eylemler olmalarının yanı sıra aynı zamanda olağanüstü hukuki koşullar doğuran ve ülkenin tüm koşullarının yeni baştan biçimlendirildiği dönemlerdir. Osmanlının son döneminde, İttihat ve Terakki ile başlayan vesayet, Cumhuriyet döneminde, 1946’ya kadar tek parti vesayeti biçiminde, 1946’dan itibaren de çok partili siyasal hayat üzerinde varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Özellikle 27 Mayıs 1960 darbesi sürecinde hazırlanan 1961 Anayasası ile kurumsallaşan vesayet, 1982 Anayasasının getirdiği bir kısım Anayasal kurumların yardımıyla varlığını pekiştirerek devam ettirmiştir. Vesayeti tehlikeye girdiği durumlarda, askeri darbeyle varlığını güvence altına almış; askeri darbeler öncesi ortaya çıkan, terör, şiddet ve ekonomik bunalımlar aracılığıyla da gerçekleştirdiği darbeleri ve vesayet düzenini meşrulaştırma çabası içinde olmuştur. Türk siyasi tarihi askeri darbeleri Osmanlı Devleti’nden kötü bir miras olarak almış, demokrasi ilk olarak 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi’yle sekteye uğratılmıştır. Türk siyasal hayatında darbeler kalıcı izler bırakmıştır. Her darbe bir öncekinden daha acımasız bir şekilde yapılmıştır. Darbelerin hayata geçirilişi ve sonuçları birbirinden farklı olmuştur. 12 Eylül askeri darbesi, toplumsal yapıda köklü değişiklikler yapmıştır. 28 Şubat diye adlandırılan dolaylı müdahale ise farklı bir karaktere sahiptir. Görünürde meclisin varlığı devam etmiş ve asker kışlasında kalmışsa da uygulamada durum çok farklı olmuştur. Asker yönetime el koymadan, siviller vasıtasıyla siyasal sisteme müdahale yoluna gitmiştir. Gerek 12 Eylül gerekse 28 Şubat müdahaleleri ile toplumda önemli bir kesim mağdur olmuş ve ülkede demokrasinin kurumsallaşması mümkün olmamıştır. Türkiye’de demokratik süreç ordunun siyasete çeşitli şekillerde müdahaleleri nedeniyle 1960, 1971, 1980 ve 1997 yıllarında olmak üzere 4 kez kesintiye uğramıştır. 12 Eylül 1980’de yapılan darbede siyasi partilere ve liderlerine çeşitli yasaklar getirilmiş, yaptırımlar uygulanmıştır. Darbeden sonra askerler tarafından kurulmaya çalışılan düzenin 27 Mayıs darbesine giden süreçte yaşanan hataların tekrarlanmasını önleyecek mahiyette olmaması ise sırasıyla 1971 muhtırası, 1980 darbesi, 28 Şubat post-modern darbesi ile 27 Nisan tarihli e-muhtıra gibi sivil iktidara müdahale girişimlerinin yolunu açtığı görülmektedir. Askeri darbeler ise az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha sık olmak üzere yüzyıllardır tüm dünyada görülen ordunun siyasi iradeye el koyması ve yönetimi ele geçirmesidir. Her askeri darbe, seçimle iş başına gelen sivil iradeyi ortadan kaldırır, bu durum demokrasiye büyük zarar verir. Ortaya çıkan temel sonuç göstermektedir ki, askeri darbelerin ekonomik rakamlar üzerindeki yansımaları değişiklik göstermekle birlikte, çoğunluk açısından hiçbir kazanıma yol açmadığı açıktır. Aksine, her darbe sonrasında ülkenin demokratikleşme süreci askıya alınmış ve özellikle geniş halk kitlelerini daha da yoksullaştıran gelişmeler yaşanmıştır. Buna karşın ülkedeki egemen sınıf olarak tanımlanabilecek sermaye sınıfı ise süreçten bir takım kazanımlar elde ederek çıkabilmiştir. Bu durum devlet ile sermaye sınıfı arasında her daim var olan işbirliğinin darbe dönemlerinde de kesintisiz ve artan bir biçimde sürdürüldüğünün bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan başka; kamuoyunun haber alma hakkı bu dönemlerde sınırlandırılmış, olan bitenler basın tarafından tüm açıklığıyla duyurulamamıştır. Askeri darbeyi gerçekleştiren komutanlar devletin elindeki medya organlarını, darbeyi meşrulaştırıcı biçimde kullanmışlardır. Özel sektörün elindeki medya araçları ise yasa, talimatlar ve yargı kararlarıyla engellenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle medya organları eleştiri görevini yerine getirememiştir. Medya, kendisi için çizilen sınırları sorgulamadan kabul etmiş, talep olmaksızın beklentileri yerine getirmiştir. Bu yayınlar, darbe dönemlerinde, darbelerin olumlanmasıyla sürmüştür. Sonuç olarak; Türkiye’de artık siyasi istikrar oluşturmak zor bir hal almıştır. 1971 yılından sonra düzen bir türlü sağlanamadı ve 1980 yılında ikinci bir askeri darbe ile demokrasi çok ağır bir yara almıştır. Türkiye bu darbe ve muhtıralarla çağın çok gerisinde kalmıştır. 15 Temmuz 2016 kalkışması ise diğer girişimlerden farklı olarak kahraman Türk halkının direnişi sayesinde bertaraf edilmiştir. Bu kapsamda 15 Temmuz Direnişi sonucunda ortaya çıkan ekonomik tablo, 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbeleri sonrasında ortaya çıkan tabloya göre oldukça iyimserdi.

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Adım Adım Yayınları Sayfa 217 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

Tarih Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Yorum Yap

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!